HuzurPinari
Es-Selamu Aleykum HuzurPinarina Hosgeldiniz
Allah  Rasûlü’nün   Tefekkür  Hayâtı Huzurmq8
HuzurPinari
Es-Selamu Aleykum HuzurPinarina Hosgeldiniz
Allah  Rasûlü’nün   Tefekkür  Hayâtı Huzurmq8
HuzurPinari
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.

HuzurPinari

Huzur Bulacağiniz Bi Ortam HuzurPinari
 
AnasayfaAramaKayıt OlGiriş yap

 

 Allah Rasûlü’nün Tefekkür Hayâtı

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
canyoldasi
Admin
Admin
canyoldasi

Mesaj Sayısı : 272
Kayıt tarihi : 01/05/11

Allah  Rasûlü’nün   Tefekkür  Hayâtı Empty
MesajKonu: Allah Rasûlü’nün Tefekkür Hayâtı   Allah  Rasûlü’nün   Tefekkür  Hayâtı EmptySalı Mayıs 03, 2011 5:46 pm

Allah Rasûlü’nün Tefekkür Hayâtı

Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in örnek yaşayışı, Rabbimizin kullarında görmeyi murâd ettiği mânevî tekâmül için tefekkürün ne kadar lüzumlu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Zîrâ O, ge*ce*le*ri ayak*la*rı şi*şin*ce*ye ka*dar göz*yaş*la*rı için*de kul*luk ve ibâ*de*te devâm et*miş, göz*le*ri uyu*sa bi*le kal*bi dâimâ uya*nık kal*mış, Al*lâh’ın zik*rin*den, te*fek*kür ve mu*râ*ka*be*sin*den bir an bi*le uzaklaşmamıştır.
Âişe -radıyallâhu anhâ- vâlidemiz, Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in kalbî rikkatine ve Tefekkür ufkuna dâir bir misâli şöyle nakleder:

“Bir gece Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bana:
«–Ey Âişe! İzin verirsen, geceyi Rabbime ibâdet ederek geçireyim.» dedi. Ben de:

«–Vallâhi Sen’inle berâber olmayı çok severim, ancak Sen’i sevindiren şeyi daha çok severim.» dedim.
Sonra kalktı, güzelce abdest aldı ve namaza durdu. Ağlıyordu… O kadar ağladı ki; mübârek sakalları, elbisesi, hattâ secde ettiği yer sırılsıklam oldu.

O, bu hâldeyken Bilâl -radıyallâhu anh- ezan okumaya geldi ve Allah Rasûlü’nü perişan bir hâlde buldu. Âlemlerin Efendisi’nin ağladığını görünce, O’nu bu kadar mahzun ve mağmûm eden hâdisenin ne olduğunu merak ederek:

«–Yâ Rasûlallâh! Allah Teâlâ sizin geçmiş ve gelecek bütün günahlarınızı bağışladığı hâlde niçin ağlıyorsunuz?» diye sordu.
Bunun üzerine Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm-:

«–Allâh’a çok şükreden bir kul olmayayım mı? Vallâhi bu gece bana öyle âyetler indirildi ki, onu okuyup da üzerinde Tefekkür etmeyenlere yazıklar olsun!» dedi ve şu âyetleri okudu:

«Şüphesiz ki göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, akl-ı selîm sâhipleri için (Allâh’ın birliğini gösteren) kesin deliller vardır.
Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her an) Allâh’ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin Tefekkür ederler ve:
Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın. Sen’i tesbîh ederiz; bizi cehennem azâbından koru! (derler).» (Âl-i İmrân, 190-191)” (İbn-i Hibbân, II, 386; Âlûsî, Rûhu’l-Meânî, IV, 157)


İşte bu âyet-i kerîmeler nâzil olduğu gece Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, güller üzerindeki şebnemleri imrendirecek gözyaşları ile sabaha kadar ağlamıştı. Mü’minlerin, ilâhî kudret ve azamet tecellîlerini Tefekkür ile dökecekleri gözyaşları da, Allâh’ın lutfu ile, fânî gecelerin ziyneti, kabir karanlıklarının aydınlığı, cennet bahçelerinin şebnemleri olacaktır.


Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Tefekkür husûsundaki fermân-ı ilâhîye, daha risâlet vazîfesine başlamadan önce bile, Hira Mağarası’ndaki inzivâ ve Tefekkür Hayâtı ile tâbî olmuş durumda idi. O’nun Hira’daki ibâdeti, Tefekkür etmek, atası İbrâhim -aleyhisselâm- gibi göklerin ve yerin melekûtundan ibret almak ve Kâbe’yi seyretmek şeklindeydi.

O günlerde olduğu gibi Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, daha sonraki hayâtında da dâimâ hüzünlü ve Tefekkür hâlinde idi. Konuşması zikir, sükûtu Tefekkür idi. Nitekim hadîs-i şerîflerinde şöyle buyurmuşlardı:

“Rabbim bana sükûtumun Tefekkür olmasını emretti, (ben de size tavsiye ediyorum.)”
“Al*lâh’ın ya*rat*tık*la*rı üze*rin*de te*fek*kür edin…” (Dey*le*mî, II, 56; Hey*se*mî, I, 81)
“Tefekkür gibi ibâdet yoktur.” (Ali el-Müttakî, XVI, 121)


Ahmed er-Rifâî -kud*di*se sir*ruh- da şöyle buyurur:

“Te*fek*kür, Rasûlullah -sal*lâl*lâ*hu aley*hi ve sel*lem-’in ilk ame*li*dir. Ni*te*kim bü*tün farz*lar*dan ön*ce O’nun ibâ*de*ti, Al*lâh’ın mahlûkâtı*nı ve nîmet*le*ri*ni tefekkürden ibâ*ret*ti. Öy*ley*se siz de te*fek*kü*re iyi sa*rı*lın ve ib*ret ve*sî*le*si ya*pın.”


Velhâsıl, ümmeti olmakla şeref duyduğumuz Fahr-i Kâinât Efendimiz’e lâyık olabilmek için hayat ve kâinatta sergilenen derin hikmetlere gönül vererek Tefekkür iklîminde yaşamamız îcâb etmektedir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Allah Rasûlü’nün Tefekkür Hayâtı
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
HuzurPinari :: ^^ISLAMI KONULAR VE KAYNAKLAR^^ :: Tefekkkur ve Zikir-
Buraya geçin: