HuzurPinari
Es-Selamu Aleykum HuzurPinarina Hosgeldiniz
İKİ KULAK BİR DİL VARSA MANASI DA VAR... Huzurmq8
HuzurPinari
Es-Selamu Aleykum HuzurPinarina Hosgeldiniz
İKİ KULAK BİR DİL VARSA MANASI DA VAR... Huzurmq8
HuzurPinari
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.

HuzurPinari

Huzur Bulacağiniz Bi Ortam HuzurPinari
 
AnasayfaAramaKayıt OlGiriş yap

 

 İKİ KULAK BİR DİL VARSA MANASI DA VAR...

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
**Nur-YüzLüM**
Moderator
Moderator
**Nur-YüzLüM**

Mesaj Sayısı : 64
Kayıt tarihi : 02/05/11

İKİ KULAK BİR DİL VARSA MANASI DA VAR... Empty
MesajKonu: İKİ KULAK BİR DİL VARSA MANASI DA VAR...   İKİ KULAK BİR DİL VARSA MANASI DA VAR... EmptyC.tesi Mayıs 28, 2011 8:44 pm

İKİ KULAK BİR DİL VARSA MANASI DA VAR...

İKİ KULAK BİR DİL VARSA MANASI DA VAR... Agiz-kulak
Şu modern denilen
karma karışık hayatın ortasında kendimizi ifade edebilmek için o kadar
çok söz sarf ediyoruz ki, adeta dilimiz, ağzımızın içinden başka her
yerde. Kimsenin dut yemiş bülbüle dönmesi beklenmez tabi ama neredeyse
“iki dinle bir söyle” sözünü yanlışlamak için yarışıyoruz. Oysa iki
kulak bir dille yaratılmış olmamız gerçeği, o nasihate kulak asmamanın
vebalini boynumuza asıyor.

Sahip olduğumuz dil
ve kulaklar hakkında şuurlu bir bakışla tefekkür ettiğimizde, her
birinin gereksiz yaratılmadığına ve yerinde kullanmamız gerektiğine
şahit oluruz. Atalarımızın tecrübe ile ulaştığı “dil ederse istirahat,
kalp eder rahat” öğüdüne, dinlemeyi edebiyle ilave edebilmeyi
başardığımızda, kalbimizin rahatını sürekli kılacağımız belli değil
midir?

Mevlana
Hazretleri’nin ifade ettiği gibi “söz söylemek için önce dinlemek
gerekir.” Bu durum ne yaparsak yapalım, konuşmaya en yakın olan
dinlemeye daha fazla vakit ayırmamız gerektiğinin altını çiziyor. Fakat
neyi, kimi, niçin dinlediğimizi bilmiyoruz. Bunu bilemeyince haliyle
nasıl dinlememiz gerektiğini de kestiremiyoruz.

İKİ KULAK BİR DİL VARSA MANASI DA VAR... Heart_blue
BENİ BİRAZ DİNLER MİSİN?
“Başım selamet
bulsun” diyerek dili susturmayı başardığımızı farz etsek, bu sefer de
yaşadığımız koşturmaca içinde bir yerlerde, kulaklarımızın ayarını
kaçırabiliyoruz. Teselli niyetine “beni dinle” diyene ayıracak vakti
zor bulurken, “dinleme” diyenin kapısına kulağımızı yaslıyoruz.

Öyle anlar olur ki,
teselliye veya öğüde ihtiyaç duyan bir yakınımızı yargılamadan, can
kulağıyla dinleyişimiz, aramızdaki muhabbeti derinleştirdiği gibi bize
dertlerimizi de unutturur. Derdini küpe yapıp kulağımıza astığımızda,
nasihat isteyen bilmeden nasihatkar olur.

İyiliğe, huzura,
namaza, muhabbete çağıran ezan sesi, Kur’an okumaları, sohbet-zikir
ortamları ve evliya menkıbelerinin her biri de kendi lisanınca ruhumuza
fısıltı ile “Beni biraz dinler misin?” der. Bu fısıltıya icabet,
dinlemenin erdemidir. Kalbimize şifa verir, halimize irfan katar. Bu
dinlemelerden umulan muradı elde etmek ise, dinlemenin edebine
riayetten geçer. Hafife almak için menkıbe dinlemek, sohbet halkasının
bir köşesinde oturup dinler görünürken iç alemimizin çarşıda, pazarda
dolaşması, bir yerde ezan sesi işitildiğinde ve Kur’an okunduğunda
alelade konuşmalara devam etmek, dinlemek değil duymaktır.

İKİ KULAK BİR DİL VARSA MANASI DA VAR... Heart_blue
DİNLEMENİN VEBALİ
Her iş niyetle
teraziye vurulduğundan dinlemelerimiz de niyetimize göre anlam kazanır.
Nasıl ki dinlemeyi, söylenileni duymak ile sınırlandırmak toplum içi
ilişkilerimizi etkilerse, bu dünyadan bağlarımız çözüldüğünde de
duymalarımızın vebali kalkmıyor.

Kızgın olduğumuz
birinin sözleri kulağımıza değdiğinde, her işittiğimizi aleyhimize
sanıp, savunma refleksiyle hareket etmenin nasıl faydası yoksa, bir
toplantıda söylenilenlerden sadece kendi his ve durumumuza uygun düşeni
kulağımıza doldurmamızın da bir faydası yok. Böyle bir durumda
karşımızdakinin sözlerini yeterince kavrayamamış ve doğru
değerlendirememiş oluruz. Bu da yanlış anlamalara ve anlaşılmalara
sebep olacağından, bizi gereksiz incinme ve tartışmalara kadar götürür.

İnsanoğlu, sözün en
güzelini söylemekle mükellef kılındığı gibi, Allah ve Rasulü’nün
buyruğu ile küfür, dedikodu ve gayr-i ahlaki sözleri içeren konuşmaları
dinlemekten ve müsaade edilmeyenlere davetsiz misafircesine kulak
kabartmaktan da men edilmiştir. Çünkü kulağa gelen her söz hafızada
kaldığı gibi kalbi de etkiler. İmam Gazali dinlemenin insan üzerindeki
etkisi hakkında şunları söyler: “Kulak vasıtasıyla kalbe ulaşan sözler,
ağız vasıtasıyla mideye ulaşan yemeklere benzer. Yemeklerin faydalısı
ve zararlısı, gıda vereni ve öldürücü zehir ihtiva edenleri vardır.
İnsanın dinlediği sözler de bunun gibidir. Ancak kulakları ile
dinlediği sözler insan üzerinde daha etkili ve daha kalıcıdır.”

Bu hallerden kaygı
duymayışımıza dair mazeretlerimiz, her azamızın şahitliğe duracağı o
günde bir işe yarar mı bilemiyoruz fakat itidali dile getiren şu şiir
oldukça anlamlı:

“Her şeyde orta yolu seç
Yan yollardan ve şüpheli olanlardan kaç
Kulağını çirkin şeyleri dinlemekten koru
Tıpkı dilini kötü sözlerden koruduğun gibi
Zira sen, çirkin sözleri dinlerken
Söyleyene ortak olduğunu unutma.”

Bu şiirden sonra
içimiz de “Beni biraz dinler misin?” diye feryada başlarsa, o sese
kulak vermek gerek. Belki o zaman içimizden geçen nice cümbüşe bir son
verebiliriz.

Huriye Karnap
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
İKİ KULAK BİR DİL VARSA MANASI DA VAR...
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
HuzurPinari :: ^^SERBEST KURSU^^ :: Guzel Ahlak Sifatlari-
Buraya geçin: