HuzurPinari
Es-Selamu Aleykum HuzurPinarina Hosgeldiniz
Eşini "KÖRDÜĞÜM" Gibi Seven Peygamber Huzurmq8

HuzurPinari

Huzur Bulacağiniz Bi Ortam HuzurPinari
 
AnasayfaAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş
 

 Eşini "KÖRDÜĞÜM" Gibi Seven Peygamber

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
**Nur-YüzLüM**
Moderator
Moderator
**Nur-YüzLüM**

Mesaj Sayısı : 64
Kayıt tarihi : 02/05/11

Eşini "KÖRDÜĞÜM" Gibi Seven Peygamber Empty
MesajKonu: Eşini "KÖRDÜĞÜM" Gibi Seven Peygamber   Eşini "KÖRDÜĞÜM" Gibi Seven Peygamber EmptyC.tesi Mayıs 07, 2011 10:19 am

Kadının sultan olduğu gönül saraylarından düştüğü zamanlardayız.

Kadın, yıllardır
kaybettiğini sandığı kazanımlarını yeniden elde etmeye çabalarken, bu
kez kaybettiği daha önemli şeylerin elinden nasıl kaydığını fark
etmemekte ya da asıl kayıplarının asıl kayıplar olduğunun bilincinde
olmamaktadır ne yazık ki!


Kadın modernitenin
elinden tutup dev plazalara hapsedildiği oranda yoksullaşıyor gün be
gün, azalıyor, zayıflıyor, kadınlığından soyunuyor, erkekleşiyor,
erkeksi bir dünyaya çekiliyor aslında!


Kadın her şeyden önce
dişiliğini ve sonra kişiliğini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya!
Dişiliğini kaybetmiş, başarılı kadın sendromundan muzdarip mutsuz
kadınlar ordusu hızla çoğalıyor ne yazık ki!


Kadının fıtratında
sevme, sevilme, şefkat etme ve edilme, annelik, aşk, huzur ve emniyet
olmazsa olmazlardandır. Lakin modernite, kadını çağın materyalist
çarkları arasına alırken kadınlığından soymakta ve kendine
yabancılaşmış, erkeğe ihtiyaç duymayan ve de buna bağlı olarak kendisine
de ihtiyaç duyulmayan, kimliği kadın olan ama içselliğini kaybetmiş bir
nesneye dönüştürülmektedir kadın.


Erkek bir zamanlar kadını aşkla severdi.

Kadın da erkeği severdi. Biri Leyla, öteki mecnun idi her daim bütün çağlara inat!

Bir kere sevdi mi
asla bırakmayan, onun ihtiyaçları için kendini feda eden, kadını başının
üzerinde taşıyan erkekler ne oldu da birdenbire kadından yüz çevirip
onu hiçe saymaya, aşağılamaya, tartaklamaya, dövmeye, sövmeye, tecavüz
etmeye, hürmet etmemeye ve hatta öldürmeye kadar kadından uzaklaştılar,
gaddarlaştılar!


Aşk ve sevgi nereye gitti?

Kadın-erkek
ilişkilerinin rayından çıktığı böylesi bir zamanda tek suçlu yok
aslında. Erkeklerin olduğu kadar kadınların da zaafları, kusurları
olduğu bir gerçek zira kadın kadınlığını unuttukça, erkek de erkekliğini
unuttu ve karşılıklı olarak birbirlerine sevgisizlik ve itaatsizlik
düzleminde yaklaşmaya başladılar!


Bu topraklardaki
erkeklerin büyük çoğunluğu dinini yaşayan, Müslüman olduğunu söyleyen
kimselerden oluştuğu halde “ sizin en hayırlınız hanımlarına en iyi
davrananlardır” diyen bir peygamberin ümmeti oldukları halde, nasıl oldu
da kadına biçilen değer noktasında hakikat rehberinden uzak düştüler!
Ne oldu da kimileri cahiliye devri insanları gibi kadın ve kızlara
zulmetmeyi kendine meslek edindi!


O Sevgili
peygamberimiz ki kendisinden on beş yaş büyük olan Hz. Hatice
validemizle evlendiğinde henüz yirmi beş yaşlarında idi ve peygamber
olduğunda tecrübeli, akıllı bir bilge kadının; Hz. Hatice’nin her dem
yanında olması, en zor zamanlarında onu teskin etmesi, destek olması
Yüce Allah’ın bir lütfudur. Hz. Muhammed hayatı boyunca bu lütfun her
daim bilincinde olup Hz. Hatice validemizden sevgi ve hürmetlerini hiç
eksik etmediler.


Her ikisi de
evlilikleri boyunca iki arkadaş, iki sevgili, iki dost ve muhabbet
elçisi gibi birbirlerine elbise ve gölge oldular!Modern
zamanların kadını nasıl oldu da Hz. Hatice gibi eşsiz bir kadını kendine
rehber edinmek yerine sinema güzellerinin yaşam stillerini hayatlarına
rehber kıldı!


Erkek de kadın da unuttu asil ve asıl görevlerini!

Sevgili Peygamberimiz
ikinci evliliğinde de bu kez Hz. Ayşe validemize aynı hürmeti ve
sevgiyi göstermiş, şefkat ve merhametini selsebil etmiştir. Bugün
sevdiği kadına “ seni seviyorum” demeye bile gerek duymadıkları gibi bu
sözcükleri lüzumsuz sayan erkekler o iki cihan güneşinin eşine sık sık
bu kabilden sevgi dileklerini tekrarladığını biliyorlar mı acaba?

Modernitenin
erkekleri de kadını yaşatan, yeşerten, çiçek açtıran gıdanın sevgi
sözcükleri olduğunu, sevgi ve şefkatle davranmak lazım geldiğini
öğrenemediler ne yazık ki!


Peygamber Efendimizin
zarif eşleri Hz. Ayşe sık sık bütün kadınların eşlerine yaptığı gibi,
Hz. Muhammed’e (s.a.v) “Ey Allah’ın Resulü, beni seviyor musun? Diye
sorar. Peygamber Efendimiz “ O ne biçim soru ya Aişe, sevmesem yanında
olur muyum? Kabilinden sözler eder. Ama bu sözler sevgili validemizi
tatmin etmeye yetmemiş olmalı ki arkasından şu soruyu yöneltir:


“- Beni ne kadar seviyorsun ya Resulallah?”

İşte burada verilen
cevap, ezelden ebede bütün kadınların erkeklerinden duymak istedikleri,
içtenliğin, samimiyetin, sevginin, merhametin ve bağlılığın zirve
yaptığı, gönül telimizi titreten türden Peygamberce bir cevaptır
aslında:


“ Seni kördüğüm gibi seviyorum ya Aişe!”

Zaman zaman Hz Aişe sorar:

“Kördüğüm ne âlemde Ya Resulallah?”

Sevgili Peygamberimizin cevabı ne içten ve ne sırlı bir cevaptır bilene:

“İlk günkü gibi ya Aişe”

Kördüğüm gibi sevmek ve bağlanmak çözülmemecesine!

İşte bütün meselemiz
bu galiba! Birbirimizi sevme ve bağlanma noktasında yetersiz ve güvensiz
bir çağın insanlarıyız. İşte peygamber sözlerinden ve yaşantısından bir
hayat seçeneği önümüzde dururken, modernitenin kadına ve erkeğe
yüklediği geçici sorumluluklar ve imtiyazlar her iki tarafı da mutlu
etmeye yetmemektedir.


Sevmek ve sevilmek
ihtiyacı bütün insanların en insani taraflarıdır aslında. Peygamber
efendimizin “ kördüğüm gibi olan sevgisini” özümseyerek hayatına
geçirmeye çalışan şairlerimizden merhum Dilaver Cebeci sanki bu sözleri
hislerine tercüman eder gibidir. Zekai Tunca tarafından bestelenen bu
güzel şarkı her birimizin gönül teline değip, bizi efsunlu duygulara
doğru yolculuğa çıkarırken yüreklerimizdeki “kördüğümlerin” aslında daha
çözülmediğinin de bir işareti gibidir:


“Yüreğime kördüğümler atıldı
Çözemedim, çözülmüyor Sultanım,
Yıllar yılı kaderimin hükmünü
Bozamadım, bozulmuyor Sultanım”

Kadın erkeğini, erkek
kadınını “kördüğümler” gibi sevmeli, kördüğümler gibi bağlanmalı ve
kördüğümler gibi ruhları iç içe geçmelidir.


Televizyonda izlediğimiz slogan neydi:
“ Kadını öldüren,
hırpalayan, tartaklayan, söven, döven, inciten, sevgisizliğe mahkûm
eden, ağlatan, kederlere sürükleyen “erkek” değildir!”

Çünkü erkek güçlüdür zira gücünü mertliğinden alır!

Erkek koruyucudur zira merhamet ve şefkat onun erdemlerindendir!

Erkek kördüğüm gibi bağlanandır, çünkü o verdiği sözden caymayacak kadar adamdır, aksi takdirde maalesef “madam’dır!”

Hepimizin gönül teline “kördüğümler” atılması temennisiyle!

Muhabbetle kalınız…








































































Sayfa başına dön Aşağa gitmek
canyoldasi
Admin
Admin
canyoldasi

Mesaj Sayısı : 272
Kayıt tarihi : 01/05/11

Eşini "KÖRDÜĞÜM" Gibi Seven Peygamber Empty
MesajKonu: Geri: Eşini "KÖRDÜĞÜM" Gibi Seven Peygamber   Eşini "KÖRDÜĞÜM" Gibi Seven Peygamber EmptyPtsi Mayıs 09, 2011 5:32 pm

amin a.r.o elerine yüregine saglik



Sen verdikçe, dost görünen çok olur
Iste de gör hepsi birden yok olur
Sen kendi kendine yetmeyi ögr...en
Tüm dünyanin malina gönlün tok oLur
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Eşini "KÖRDÜĞÜM" Gibi Seven Peygamber
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
HuzurPinari :: ^^^^AILE YASAM & ISLAMDA KADIN^^ ^^ :: Evlilik & Evlilige Hazirlik-
Buraya geçin: